Yeme-İçme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeme-İçme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2010 Cumartesi

Etoburların Gözdesi

İşte gerçek etoburların, etten vazgeçemeyenlerin, sınırsız et yiyebilceğini düşünenlerin ve kaliteli et için herşeyi vermeye hazır olanların mekanı: Fogo de Chao. Bir gün Los Angeles'a yolunuz düşerse ilk gitmeniz gereken restaurant. Beverly Hills'de bulunan, bir Brazilian Steakhouse olan Fogo de Chao'da konsept çok basit. $70'ı gözden çıkartdıktan sonra sınırsız kaliteli et ve salataya hazır olun. Kişi başı sabit olan ücreti göze aldıysanız salata bardan sınırsız salata, binlerce çeşit peynir ve şarküteri etleri ile başlayabilirsiniz yemeğe. Fakat midenizi tıkamayın. Biraz sonra gelecek yumuşacık ekmekler sizi inanılmaz cezbedecek fakat buna da kanmayın çünkü en güzel kısım başlamak üzere. Önünüzdeki bardak altlığına benzer kartonları kırmızıdan yeşile çevirdiğiniz anda hızına yetişilmez bir et servisi başlayacak. Etrafta kocaman şişlerle gezen garsonlar masanıza gelecek, dağıttıkları eti size kısaca anlatacak ve isteyip istemediğinizi soracak. Az pişmiş, orta veya iyi pişmiş seçme şansınız bile olacak. Bir süre sonra öyle bir hıza ulaşacak ki et servisi tabağınızdakileri bitirmek için bardak altlığınızı kırmızıya çevirmek zorunda kalacaksınız. Üstelik etin yanı sıra aralarda tavuk kanatları, sosis ve benzeri atıştırmalıklar da gelecek. Bu arada ortaya başlangıç olarak getirilen kızarmış muz ve peynirli ekmekleri de denemenizi tavsiye ederim. Çıkarken patlamak üzere bir şekilde iken arkadaşlarınıza ¨Harcadığım en iyi $70'dı¨ diyeceğinizin garantisini veririm. Afiyet olsun!

10 Haziran 2010 Perşembe

Babylon ve Aya Yorgi...

Babylon Aya Yorgi yarın (11.06.2010) açılışını yapıyor. Yepyeni yerinde yepyeni bir yaza start verecek olan Babylon, geçen senelerdeki populeritesini koruyarak, yaz tatilini Çeşme'ye ayıranların gözdesi olacak gibi...

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Keyifli Bir An




Boğaz'a karşı kahvaltı yapmayı kim sevmez ki? Benim hayatımdaki en büyük keyiflerimden biridir Boğaz manzarasına karşı çayımı yudumlayıp kahvaltımı ederken aynı zamanda göz ucuyla gazeteleri karıştırıp saatlerce keyif yapmak. İşte Rumelihisarı'ndaki Lokma'da tam da böyle bir yer. Bir kere sahip olduğu manzara gerçekten çok başarılı ve Hisar'daki diğer restaurantların aksine bu manzaraya deniz seviyesinden değilde biraz daha yukarıdan bakıyor. Benim en çok hoşuma giden bir diğer özelliği ise masalarının geniş ve büyük olması ve dipdibe olmamasıdır. Ben 2 seferdir menemen yiyorum ve gayet başarılı buldum açıkçası. Ama buranın bence en farklı ürünü Nutella'lı krebi. İçine koydukları Nutella konusunda bonkör davranmışlar ve eğer Nutella seviyorsanız gerçekten bir kere tadına bakmalısınız çünkü gerçekten vazgeçemeyeceksiniz. Ev yapımı ekmekleri de bir o kadar lezzetli. Kahvaltı tabağı yok ama istediğiniz kahvaltılıklardan kendi kahvaltı tabağınızı yaratabilirsiniz. Bence kahvaltı tabağı olmaması kötü çünkü teker teker seçmek pek hoşuma gitmedi ama tabi bu kişiden kişiye göre değişebilir. Ayrıca burada sadece kahvaltı da yok, isterseniz pizza, makarna ve salata gibi yemeklerde yiyebilirsiniz. Onların tadına bakmadım o yüzden güezl veya kötü diye bir yorum yapamayacağım. Ücretsiz vale hizmeti vermesi de mekanın diğer bir artılarından. Hisar'daki diğer yerlere göre bir diğer avantajıda yüksekte yer alması ve gerçekten çok ferah bir ortama sahip olması. Bence mekanın en zayıf yönü her ne kadar güleryüzlü ve saygılı çalışanlara sahip olsa da servisinin gayet yavaş ve düzensiz olmasıdır. Mesela kahvaltılıklar menemenden 15 dakika sonra gelebiliyor. Yine de buradan aldığınız keyfi azaltmıyor. Şunu söyleyebilirim eğer sizde boğaza karşı uzun kahvaltılar yapmayı seviyorsanız, bu mekana gitmenizi kesinlikle öneririm. Benim gibi bağımlısı olabilirsiniz:)

20 Mayıs 2010 Perşembe

Anatolian Wines


Son zamanlarda dikkatimi yeni bir şarap markası çekiyor, Egeos. Şans eseri bir kaç kez içme fırsatım oldu ve tadı gerçekten etkileyiciydi. Egeos'ta neymiş ya yabancı şarap mı acaba diye düşünürken bu güzel şarapları Kavaklıdere'nin ürettiğini öğrendim. Kavaklıdere, Fransız kökenli üzümleri Anadolu'daki bağlarda yetiştiriyor ve bunları Egeos adı altında bizlere sunuyor. Şu anda Cabernet Sauvignon, Sauvignon Blanc, Cabernet Sauvignon&Merlot ve Shyrah olarak 4 çeşit halinde üretim yapıyorlar. Ben özellikle Shyrah(shiraz) ve Cabernet Sauvignon üzümlerinden üretilen şarapları çok beğendim ve ayrıca bu kalitede şarapların kendi ülkemde üretiliyor olmasından da ayrıca gururlandım. Fiyatları normal Türk şaraplarına göre biraz daha pahalı olsa da kesinlikle fiyatının hakkını verecek kalitede şaraplar diyebilirim. Eğer sizde şarap içmeyi seviyorsanız bu şarapları mutlaka denemelisiniz. ...

18 Mayıs 2010 Salı

Etçii...The Butcher Shop


Türkiye'de kebapçılardan sonra sadece ete önem veren ve özen gösteren yeni bir steakhouse akımı başladı son yıllarda. Etçii'de bunlardan bir tanesi. Tuzla, Bebek, Bahçeşehir ve Ataşehir'de şubeleri var. Lezzetini 2 hafta önce Tuzla'daki şubelerinde tatma fırsatı buldum. Yemekten önce gelen şarkuteri ürünlerini bolca söylemenizi tavsiye ederim. Hepsi birbirinden muhteşem. Sevenler için Dana Carpaccio bir harika. "Sucuk ve sosis alır mısınız?" sorusunu sakın etten önce ne gerek var düşüncesiyle reddetmeyin. Çünkü bence restoranın en farklı ve iddialı ürünleri bunlar. Etlere gelince hem porsiyonlar fazlasıyla büyük hem de çok lezzetliler. Fakat iyi pişmiş yerseniz sıradan bir etten hiç bir farkı kalmadığını belirtmek gerek. Son olarak, şarkuteri ürünlerinin lezzetine kapılıp yemeyi abartmayın yoksa ete yer kalması çok zor. Bir de ne olursa olsun sucuğu geri çevirmeyin:). Detaylı bilgi için:

http://www.etciisteakhouse.com/

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Afyon Usulü Sucuklu Yumurta




Geçen sabah sucuklu yumurta yapmak için malzemeleri hazırladığımda babam bana ayarı verdi ve "oğlum sen ne anlarsın sucuklu yumurta yapmaktan dur ben sana bi Afyon usulü yapayım da gör bak nasıl yapılıyor" dedi. Önce şaşırdım ama aslında benim için hava hoştu valla hem o pişirecek hem de ben yiyecektim. Babam önce sucukları tavaya koyup 1 bardak su ekledi. Bu hamle şaşırtıcıydı ama bekleyip görmek lazımdı. Daha sonra sucuklar hafiften renk değiştirmeye başlayınca suyun yaklaşık 3/4' ünü döküp, yumurtaları pişmekte olan sucuklara ekledikten sonra kapağı kapatıp yaklaşık 5-6 dakika pişmeye bıraktı.(isterseniz bu süreyi uzatıp kısaltabilirsiniz o size kalmış). Yumurtaların sarısının üzeri beyaz örtüyle kaplandıktan sonra tavayı ocaktan aldı ve hafif tuz ekleyerek servis etti. Sonuç gerçekten mükemmeldi. Daha önce yediğim sucuklu yumurtaların aksine içinde ekstra yağ olmadığı için hem çok hafifti hem de sucuk ve yumurtanın tadı çok daha belirgindi. Eğer sucuklu yumurta seviyorsanız sizde bir kere böyle pişirmeyi denemelisiniz çünkü ekmeğinizi sarısına banıp patlattıktan sonra tadının gerçekten çok daha farklı ve lezzetli olduğunu farkedeceksiniz. Afiyet olsun...

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Italyan Usulü Ev Yapımı Dondurma


2 sene önce eve giderken gözüme çarpmıştı Girandola. Ufak ama şirin bir dükkanda ev yapımı İtalyan işi dondurmalar üretiyorlardı. After Eight'li dondurması gayet hoşuma gitmişti. Daha sonra dondurma yapan bu güzel ve şirin yer Arnavutköy'de Bodrum Mantı'nın tam yanına açıldı. Burada daha büyük ve ferah bir dükkana sahip olan Girandola, aynı zamanda dondurma çeşitlerine de yenilerini ekledi. Italyan usulü yapılan ev yapımı dondurmalar dükkanın hemen arkasındaki mutfakta yapılıyor ve dondurma çeşitlerine sürekli yenileri ekleniyor. Eger siz de dondurma seviyorsanız bu sıcak bahar günlerinde güzel boğaz manzarasına karşı Girandola'nın birbirinden lezzetli dondurmalarının tadına bakmanızı öneririm.

11 Mayıs 2010 Salı

Tabağa Yayılan Tat

Güzel görünüyor değil mi? Özellikle çikolatadan bizim anlayamadığımız insanüstü bir haz alan kızların rüya tatlısı diyebiliriz. Kaşığınızla parçaladığınız anda içinden akan ve tabağa yayılan sıcacık çikolatanın görüntüsü tadından daha çok etkiliyor. Bu baştan çıkarıcı tatlı - zaten bilen bilyordur - Kitchenette'lerde ¨Sıcak Çikolatalı Tart¨adı altında yemeniz mümkün. Çikolata seviyorsanız, ki sevmeyen var mı bilmiyorum, bayılacaksınız.

9 Mayıs 2010 Pazar

Fine Dining

Boğazın en güzel noktalarından biri olan Gümüşsuyu'nun Dolmabahçeye bakan burnunda muhteşem bir akşam geçirmeye ne dersiniz? Muhteşem dekorasyonu ve harika yemekleriyle Topaz sizlere gerçekten mükemmel bir gece vaat ediyor. Fiyatlar biraz yüksek olsa bile, yemekten sonraki mutluluk her şeyi unutturuyor. Muhteşem manzarası ve lezzetleriyle Topaz eminim sizin de çok ama çok hoşunuza gidecek. Tüm masalar manzaraya bir şekilde hakim, ancak yine de rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.

Abra Cadabraa!!


Bu güzel manzara da deneysel lezzetler tatmak istermisiniz? O zaman size boğazın en güzel noktalarından biri olan Abra Cadabra'yı tavsiye ediyorum. Deneysel ve yaratıcı mutfağından çıkan lezzetli yemekleri, rahat ve orijinal dekorasyonu öne çıkan özellikleri. Günün her saatinde gidebileceğiniz çok güzel bir yer. Büyük arkadaş toplantıları için birebir sıcak bir ortam var. Sıklıkla kendini yenileyen bir menüye sahipler. Özellikle sıcak ve soğuk başlangıçları tavsiye ederim. "Bir Böreği" isimli şaheseri sakın kaçırmayın. Şimdiden afiyet olsun..

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Cookies?


GINA Ristorante. Istanbul Doors Restaurant Group'un Kanyon'da geçtiğimiz aylarda hizmete soktuğu elit İtalyan restaurantı. Yemekleri güzel elbet ama GINA'yı farklı kılan birşey var. Yemek sonrası herhangi bir kahve çeşidi sipariş verdiğinizde hakve ile birlikte masanıza kocaman bir kavanozda, çeşit çeşit Cookie'ler getiriyorlar. Ye yiyebildiğin kadar. Herkese denemesini tavsiye ederim.

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. Doors Group nasıl bir büyü yapıyor da GILT isimli sinek avlayan mekanı 2 harf değiştirip de yer bulunamayan, piyasa bir restauranta dönüştürüyor analayamıyorum. ¨Respect¨

There is no boring life... only less chocolate

Butterfly. Çikolatacı olarak nitelendirebiliriz bu butik mağazayı. Daha öncelerde İstinye Park'da şubesi olduğunu bildiğim pastanemsi kuruluşun yeni şubesiyle bugün Akmerkez'de karşılaştım. İlk defa dikkatimi çekti. Bu kadar çikolata dolu bir yer görmemiştim. Ve o kadar güzel görünümlü ürünler vardı ki saldırmamak için kendimi zor tuttum. Çikolata kaplı kuru meyveler, aromalı lokumlar, karamelli çilekli top çikolatalar, hediyelik 3 boyutlu çikolatalar ve daha neler neler. Benim en çok dikkatimi çekenlerden birisi kare yassı bir kutuya tabak şeklinde çikolatanın üstünde 3 boyutlu kalp ve yanında çikolata kalpli çilekler bulunan hediyelik üründü.
Resimdeki gibi yani. Bunun dışında çikolatadan yapılmış Paskalya tavşanı, ördek, kedicik vs. de gözüme çarptı. Ve söylemeden geçemeyeceğim: çıtırımsı duran ¨badem rocher¨ dedikleri şey çok lezzetli görünüyordu. Yani bayanlar çikolata krizinizi yaşamanız gereken cenneti buldum. Buna artık iyi eğlenceler denir herhalde=)

Bu arada ben kendim bakıcam diyorsanız sitesi şu: http://www.butterfly.com.tr/

Limitsizsiniz (ama zorlamanız tasiye edilmez)


Sushi sever misiniz? Çok mu açsınız? Gümüşsuyu'nda bulunan Pucci Plus adlı mekanda erkekler 50 bayanlar 45 TL'ye sınırsız Sushi yiyebilieceğinizi biliyor muydunuz? Ne düşündüğünüzü biliyorum. ¨Sonra midemiz bozulup ölmeyelim¨ diyorsunuz. Ama inanın sushiler çok kaliteli. Üstelik bir o kadar da lezzetli. Sıcak servis edilen Banban'ı tavsiye ederim. Bunun yanısıra birçok sıcak başlangıç da sınırsız menüye dahil. Tempura, çıtır tavuk, miso soup vs. Bunlar yetmezmiş gibi bir de resimde gördüğünüz gibi bir manzarası var. Oldukça klas bir yer anlayacağınız. Bu arada sınırsız diye sonsuza kadar yemeyin. İnanın acı çeker, yerinizden kalkmaya çalışırken pişman olursunuz. Bir bakayım derseniz işte sitesi: http://www.pucciistanbul.com/
Rezervasyon yaptırmak isterseniz de işte telefonu: 0212 293 67 32. Ferdi bey'i isteyebilirsiniz telefona;) Afiyet olsun.

7 Mayıs 2010 Cuma

Minibüste




In The Van, birkaç tane ayrı parti dairesi olan, özel partiler için kişi başı giriş ücreti karşılığı mekanı kiraya veren ve içkileri sağlayan kuruluş. Şimdi resimdeki yer ¨In The Van small¨ adlı mekan. Evet mekan bu kadar. Yani resimde ne görüyorsanız o. Orta büyklükte bir evin mutfağı kadar alanınız. 30 kişi zor sığıyor. Gerçi üst katı da kullanmak isterseniz -ki çok kopuk olacaktır- alanınız büyüyebilir. Çok sıkışık, çok ufak, çok basık. Öncelikle mekan Taksim'de kafepinin sokağının sonunda bulunuyor. Oradaki apartmanlardan birinin bodrum katı. Hatta bodrum katı bile değil, deposu gibi birşey. İç mekan yapıldıktan sonra parti mekanı olmuş ama olmamış işte. Benim gittiğim partide 65 TL karşılığı bardan sınırsız içki alabiliyordunuz. Ama bardan içki almak insanı vazgeçirecek derecede zor. Ki bence bu ücret de normal değerin üzerinde. Yani çok kalabalığız parti yapıcaz anca mekan kapatmak lazım diyosanız gidin başkayeri kapatın. Ya da arkadaşlarınızın basıklıktan erken kaçmasını izleyin.

6 Mayıs 2010 Perşembe

HP Original BBQ Sauce (Classic Woodsmoke Flavour)




Yediğim en güzel barbeque sosu. Eğer sizde bbq sosun vazgeçilmez lezzetlerden biri olduğunu düşünüyorsanız gidip de Kühne falan almayın. Bu sosu şiddetle tavsiye ederim.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Zuma Restaurant Istanbul


Kesinlikle İstanbul'a gelen turistlere boğaz manzarası ve çok lezzetli olmayan yemekler yedirtip Zuma ismi altında kazıklama yeridir. The Doors group bünyesinde olduğu için belli bir kalitesi ve tarzı vardır fakat lezzet-fiyat dengesi malesef tutturulamamıştır. Yemekler gerektiğinden daha pahalıdır ve insana yemekten kalkarken ne kadar güzel bir yemek yedim demek yerine ne kadar çok hesap ödedim dedirtir. Yan yemekler olması gereken kalitede değil ama illa da gideceğim diyorsanız menü'de Black Cod diye geçen bizim morina diye bildiğimiz balığın güzel bir sosla servis edildiği tabağı tavsiye ederim.